kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2008 Çarşamba

Madtown coffee houses

Elimdeki buyuk boy chai latte masaya oturmami takiben bir dakika icinde bitmis, beni icindeki bolca buzla basbasa birakmis. Mekan Starbucks Etiler, disari tasiyamadigim kitaplari evde calismam gerekip de saat en cok 4’u gosterdiginde kendimi attigim yer. Sicak yaz gunleri bunu yaptigim baska bir kahveci de Madison’da pek sIk takildigim Espresso Royale’di. Bu aklima gelir gelmez eski bir dostu iki senedir hic aramamis hic sormamis gibi bir mahcubiyet duygusu sardi. Madison’daki lokal kahveciler ne de olsa bana tartismasiz doktora bitirtmis en onemli aktorler.

Ey gecmise dair hatirlamalarda son zamanlarda unutkanligiyla sikca beni dehsete dusuren beynim, kahvecilerimle ilgili ne varsa dok ortaya. Affin buna bagli olabilir.

Barriques Coffee House: Tezin sonuclar ve tartismasini yazdigim yer. Gokcen sayesinde kesfim—onu da Pakistanli arkadasi goturmus (bak kizin adi aklima gelmiyor). Diger kahvecilerden farki hem sarap hem kahve satmasi ve biraz daha pahali olmasi herhalde. Hedef populasyon kesinlikle ogrenciler degil yani. Ilk katta deri koltuklu fransiz cam kenari, self-servis satis masasi, saraplarin, kahvelerin ve guney amerikadan gelme organik cukulatalarin bulundugu raflar, emaillere bakmak gerekir diye 3 adet fazla mesai sevmeyen bilgisayar, ve elinde kalin numarali sislerle orgu ormeye calisan 25-30 yaslarinda erkek cinsinden insanlar bulunur. Ikinci kat asma katidir ve koltuklu masalar burda da vardir. Ben genelde ilk kattaki genis deri koltuklu yere yonelirdim; nedeni biraz ayak uzatmak, Washington avenue’dan gecenlere daha yakindan bakmak, kahve kokusuna yakin olmak, biraz da tatlilarin bulundugu kisimda bir yudumluk cheesecake’lerle flort etmek.

Espresso Royale—State street uzerinde library mall’a yakin olani: Tartismasiz en cok vakit gecirdigim coffee shop. Yazin icerisi kuzey kutbundan daha soguk olur, bu nedenle kitap da goturuyorsam bilgisayarin zar zor sigdigi sirt cantama corap ve hirka da tikistirarak gittigim yer. Latte’si kisin, seftalili buzlu caylari yazin favorimdi. Bence bademli biskuviyi de en iyi onlar yapiyor.

Steep & Brew: State uzerinde Capitol’e dogru biraz daha acilinca solda olan ve gayleri sevdiklerini her firsatta vurgulamayi seven kahveci. Bir ara visneli turnover’lari yuzunden cok gittigim yer. Kahveleri cok ekstra degil, ama bar sandalyesi uzerinde oturup State street’den gecenlere bakmak icin ideal. Excel tablolarini da yaptigim yer.

Fair Trade Coffee House: Daha yeni olan ama populerlik kazanmada asagi kalmayan coffee shop. Fazlasiyla sade bir mekan denebilir. Yine de cam kenari berjer koltuklari cekici gelebilir. Ama wireless hep kopar. Satista ya Suriyeli adam ya da adini hatirlamadigim babyface cocuk bulunur cogunlukla. Muabbetimiz boldu ikisiyle de. Bana bazen single istedigim halde double espresso yaparak dostlugumuzu dogulu usul tescillemislikleri de vardir.

A Room of One’s Own: Feminist kitabevinin kahvecisi. Carrie Snow ozlu sozleriyle de tanistigim yer. Oturmak icin cam kenarindaki masa idealdir, ama gerilerde oturunca kitaplara ve kartpostallara yakin olunur ve goz bunlara olur olmaz takilir, Bitch gibi dergilerden haberdar olunur. Iki hafta ustuste gidilince dunya sadece bu gozle algilanilir olur, guzeldir, lakin aci da verse her gozluk gibi bu da bi sure sonra kenara konmalidir.

Ancora on King: Gitmek icin fazladan yurumeyi goze aldigim kahveci. Genelde barlarin oldugu, cumartesilerin favori sokagi King uzerinde. Haftasonu aksamlarinin aksine haftaici ogleden sonralari cok sakindir King. Ancora saat 6’da kapanarak bana Ingiltere’yi hatirlatirdi, bu nedenle yaptigim fedakarliklara ragmen kendisiyle tanisikligimiz da iliskimiz de cok suremedi malesef.

Ancora on Gorham: En hos kahve mekanlarindandi. Gorham’dan State’e capraz bakis, masalar, uzerlerindeki minicik vazolarda canli cicekler, duvardaki incik cincik tablolar, suslemeler... Ve tabi ta o zaman bile her zaman calisan wireless. Kapandiginda kalbim kirilmisti resmen.

Michelangelo’s: Gorunuse gore cok populer ama benim bir turlu kanimi kaynatamayan kahveci. Cogunlukla sosyal okasyonlar icin gittigim yer. Kahveleri icin berbat diyebilirim, o yuzden sadece muabbetle cekilen yer...

Electric Earth Coffee House: Kahvelerinden cok bilmemne berryli salata soslari ve kirmizi biberli corbasi ile basimi donduren hippie mekan. Evime en yakin olani olmasina ragmen yine de iliskiye giremedigim, sadece arada date edebildigim kahve mekani.