'ni üç saat kuyrukta beklediğim Yunan konsolosluğu vize sırasında okumaya başladım. Bitirmeden de yazmak istedim bir şeyler, ki kendi düşüncem sandığım şeyler bir süre önce duyduklarımın mp3'te karıştırılmış haline benzemesin. Mozart kendi sesiyle başbaşa kalmak için orman yürüşlerini tercih edermiş, ben de aceleciliği tercih ediyorum :)
Dediğim gibi kimbilir neler deniyor ve denecek bu roman üzerine. Edebiyatçılar anlamadığımız dillerde överken, politikacılar yerebilir. Pamuk'un sevdigi kadın okurlar ise aşk hakkında cevaplar bulmak üzere değilse de kitabın kapağındaki pembeye vurulup alacaklar/aldılar kitabı muhtemelen. Bense dediğim gibi bitiren birinin ağzından herhangi bir şey duymuş veya okumuş değilim. Ve kitabı yeni okumaya başlamama rağmen bu adamda her defasında gördüğüm deha yine gülümsüyor sayfaların arasından. Sadık okurum bu gibi durumları analiz etmeyi sevdiğimi artık öğrenmiş olmalı :)
Dehayı politikadan ayrı düşünemeyiz. Bunun üzerine yazan bilim tarihçileri beni buna çoktan inandırdılar. Ha burda karşımıza nasıl çıkmış isterseniz ben size onu söyleyeyim. Aşk gibi bir konunun ilgilendirmediği insan türü yoktur kabul edersiniz. Her gün kral tv seyreden kitle de dünyaca ünlü neuroscience’çılar da ilgililer meseleyle. Hem gündelik hem de felsefik boyutları bizi şaşırtmaya devam eden aşk elbette ki pek çok romanın konusudur ama bu sefer öyle bir dikilmiş ki kim giyse üzerine oluyor. Böylesine ortak bir meseleyi alıp her bakanı ilgilendirecek şeyler söyleyebilmek edebi deha emaresi olduğu kadar politik de bir seçim gibi geliyor.
Lakin kitapta en başımı döndüren bu değil. Esas, kurguyla kalmayıp yapıtını gerçeğe dönüştürme hokkabazlığına kalkışan (ve sanırım adlarına postmodern denilen) sanatçı kitlesi içinde Pamuk’un keşfettiği illüzyon beni en çok büyüleyen. Romanı anlatan kişi bir müzede gezdiğimizi varsayıyor ve bu müze de aslında var (parçaları toplanmış en azından). David Lynch’in filmlerinde linç olan beynim Pamuk’un kitabını okurken Lynch’i anlar gibi oluyor. Kitabı okurken duyulan zevklere benim gibi edebiyatı çat pat bilen ama hissinden hoşlananların bir şeyi birazcık daha anlamlandırma keyfi ekleniyor.
Not: Yazıyı daha uzatma niyetim vardı fekat bundan sonraki günler de semesterin başladığı bu gün gibi delirmiş geçer ve yazıyı bitirmem herkesin kitabı ikinciye okumaya başladığı zamana kalır diye korktum.