26 Mayıs 2009 Salı

melekler ve şeytanlar

roma'yı görme arzumu katladı. bu gun david'den gelen mesaj çocukların roma ve paris'ten sonra istanbul'u çok sevdiklerini söylüyordu. istanbul'un roma ile aynı cümlede kullanlması bile başımızı göğe erdirmeye yeter edasıyla yazılmış cümle uzunca bir süre RAM'imde dansetti. hele de top 3 listesi gibi bir yakınlıkta. istanbul'u hiç bir şehre değişmem. ama roma'ya duyduğum merakı da saklayacak değilim.

malum mil kartı (söyleyip istemeden reklamlarını yapmak istemiyorum) 3 mil eksik gerekçesiyle beni roma+bruce springsteen kombosundan mahrum bırakalı sadece roma ve ben konulu bir gezi planlamak durumunda kaldıydım ya, ordan alalım. eylül'de mi gitsem diye de düşündüm, ama tembel ağustos daha çekici geldi. 2 gün yön düşünmeden dolaşma, kaybolma, şaşırma, tekrar güvenli hissetme planım var. 3. gün sadece makarna yiyip espresso içip güneşin altında kafelerde uyuklucam. gezilesi yerler için önerilere açığım, lakin turistik yerler tavsiye edilmemesi rica olunur.

yewet, blog takipçici murat bey'i tatmin eder mi bilmem ama aylar sonra benden bir kaç satır böyle :)

Hiç yorum yok: